Boşanmalar Neden Artıyor

  • 19 Şubat 2017
  • Boşanmalar Neden Artıyor için yorumlar kapalı
  • 419 kez görüntülendi.
Boşanmalar Neden Artıyor

Boşanma; hayat boyu süreceği, her zaman birlikte ve birbirine destek olunacağı inancıyla kadın ve erkek tarafından kurulmuş aile müessesinin sona erişinin hukuksal sürecini ifade etmektedir. Boşanma hukuki, psikolojik ve sosyal bir süreçtir. Eşler ve çocuklar için çoğunlukla travmatik olabilen bir olgudur. Çoğu zaman evliliklerdeki problemler, eşlerin çabaları ile düzeltilebilmektedir. Profesyonel yardım alınarak da düzelen evlilikler olmaktadır. Tüm bu çabalar sonuç vermiyorsa ve çatışma gerek eşler gerekse çocuklar üzerinde düzeltilmesi imkânsız yıkımlara yol açıyorsa, boşanma kaçınılmaz olmaktadır. Kuşkusuz boşanma, psikolojik, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla eş ve çocukların hayatlarını büyük oranda değiştirecektir. ve çocukların hayatlarının nasıl etkileneceği, eşlerin boşanma esnasındaki tutumlarına bağlıdır.

Evlilik birliğinin sona ermesindeki sebep ve yöntem ne olursa olsun, önemli olan, bu noktada ortaya çıkan sorunlarla nasıl baş edileceğidir. Evlilikten boşanmaya geçiş süreci, kuşkusuz zor ve streslidir. Çocukların ve eşlerin bundan sonraki süreçte hayatlarını nasıl sürdüreceklerine dair sağlıklı kararların alınmasını gerektiren bir durumdur. Evliliğin sona ermesi aile bireylerini olumsuz etkilediği gibi, boşanmalardaki hızlı artış oranı da toplumsal olarak bozulmaya ve sağlıklı nesillerin yetişmesine engel olmaktadır. Eşlerin ruh sağlıklarını korumaları, çocukların uyumlu bir kişilik yapısı oluşturmaları açısından bu sürecin en az zararla atlatılması en ideal olanıdır.

Çocukların kavga, şiddet ve olumsuz şartların içinde büyümeleri mi, yoksa her şeye rağmen aile çatısı altında gelişmeleri mi daha sağlıklıdır? Bu soru her zaman için tartışma konusu olmuştur. Burada aranacak kriter sorunun niteliği ile ilgili olacaktır. Eşler arasındaki anlaşmazlığın derecesi, eşlerin bu durumu düzeltmek için ne kadar çaba sarf ettikleri ve çözüm arayışında olup olmadıkları da önem kazanmaktadır. Ailede eşler arasındaki sorunların çok yoğun olması, çocukların bu konuda dikkate alınmaması, fiziksel şiddetin olması ve bu duruma çocukların sürekli maruz kalması durumunda çocuklarda güven ve kişilik sorunları da baş gösterecektir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, özellikle 1990’lardan sonra ülkemizdeki boşanma oranlarında hızlı bir artış gözlemlenmiştir. Bunun yanında yine bu verilere göre, 6 ile 10 yıllık evli çiftler arasındaki boşanma oranı son 10 yıllık dönemde yüzde 88.5 oranında artış gösterirken, çocuksuz evliliklerde boşanma oranının, çocuklu evliliklere göre daha çok olduğu görülmektedir.

Boşanmanın Başlıca Sebepleri

Evlilik kurumunun bitmesine sebep olan birçok etken vardır. Bunlar zamanın ilerlemesi ve çağın değişimi ile birlikte farklılaşmaktadır. Bundan 20 sene önce boşanma sebebi olmayan durumlar, zamanın değişimiyle, boşanmaya sebep olabilmektedir.

Yaşanılan toplumun özellikleri, yaygın değerleri, çağın getirdiği değişimler, ekonomik sebepler, bireysel problemler, iletişime dair problemler gibi birçok unsur boşanamaya sebep olabilmektedir. Kişisel ihtiyaçların ve önceliklerin değişimi, evlilikten beklentilerin artması da boşanma sebebi olabilmektir. Boşanmaların başlıca sebeplerini şöyle sıralamak mümkündür:

I. Ekonomik nedenler

Yapılan araştırmalar göz önüne koyuyor ki; ekonomik yönden gelişmiş olan ülkelerde boşanma oranları daha yüksek olmaktadır. Bunun sebebi, ekonomik kalkınmasını tamamlamış ülkelerde genellikle kadınların da çalışıyor ve dolayısıyla belli bir kişiye bağlı olmadan da hayatlarını kazanabiliyor olması gösterilebilir. Kadın, eğer evlilikte aradığını bulamazsa, boşanma kararını vermek için ekonomik özgürlüğü olmayan kadından daha az düşünüyor.

Boşanmaların sebebi ile ilgili sosyolojik araştırma sonuçlarına göre, kadınların ekonomideki rolü ve yeri artmış, kadınlar iş hayatının içine girmiş ve ekonomik özgürlüklerini elde etmişlerdir. Çağın sosyal ve ekonomik getirileri günümüz evliliklerini daha sıkıntılı hale getirmiş, artan stres, kadın ve erkeğin evin dışında çalışması, ev ile ilgili sorumluluklar, çocukların bakımı ve eğitimi gibi konular eşler arasında problemlerin çıkmasına yol açmıştır.

Ayrıca toplumsal olarak boşanmaya dair bakış açısı da değişmiştir. Sert ve katı olan bakış açısı yumuşamış, boşanma olgusu kabul edilebilir ve onaylanabilir hale gelmiştir. Hatta çoğu zaman eskinin toparlayıcı tutumu yerine, boşanmayı destekleyici tavırlar oluşmaya başlamıştır.

Ayrıca kadının kocasından daha prestijli bir işte çalışıyor olması geleneksel kadın-erkek güç dengesini bozarak erkeğin kendini yetersiz hissetmesine yol açmış ve bazı evliliklerde sorun teşkil etmiştir.

II. Eşlerin ebeveynlerinin evlilikleri

Yapılan aile araştırmalarına göre, boşanmış ebeveynlerin çocuklarının da boşanma eğiliminde olduğu gözlemlenmiştir. Ebeveynin kişilik özelliklerinin, sorunlarının ve uyum becerilerinin genetik yolla çocuklarına geçmesi, onların da evliliklerinde benzer sorun örüntüleriyle karşılaşmasına neden olabilir. Sağlıklı modellere şahit olamadan büyüyen çocuklar için kendi evliliklerinde yeni yapıya uyumları da ciddi bir farkındalık gerektirecektir. Sürekli kavga ve geçimsizlik ortasında büyüyen çocukların ruhsal dengesi de bozulmaktadır.

III. Din, mezhep ya da kültür farkları

Evlilik birliğinin korunmasını, boşanmanın yasaklanmasını öngören dini inanca sahip kişiler daha az boşanmaktadır. Ayrıca farklı din ve mezhepten olanlar evlilikte dengesizlik ve boşanma sorunlarıyla daha fazla karşılaşılır. Özellikle çocuklar olduktan sonra, onların yetiştirilme tarzı, konacak isime kadar problem oluşturabilmektedir.

IV. Erken ya da geç yaşta yapılan evlilikler

Erken yaşlarda, yeteri kadar olgunlaşmadan alınan evlilik kararları yanlış sonuçlar doğurabilmektedir. Daha çocuk denebilecek yaşlarda evlilik ve anne baba sorumluluğunu almak ağır gelmekte, bu durum sağlıksız nesillerin yetişmesine yol açmaktadır.

Otuz yaşından sonra yapılan evlilikler de boşanma riskiyle karşı karşıyadır. O zamana dek yalnız yaşayan kişi, evlilikle gelen bağımlı yaşama birden bire uyum sağlayamayabilir. Yalnız yaşamın verdiği birtakım alışkanlıkların kemikleşmiş olması, evliliğin gerektirdiği “karşılıklı bağlı” ilişkinin kurulmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca ileriki yaşlarda evlenecek kişilerin, evlenecekleri kişi ve evlilik ilişkisine yönelik üst düzeyde beklentileri olabilir. Evlilikte bu beklentilerden ödün verilmezse boşanma riski artabilir.

V. Tüketim toplumu olmanın ilişkilere yansıması

Yaşadığımız çağ teknolojik gelişmelerin hızlı olduğu, her şeyin yenisinin, yeni modelinin sürekli değiştiği ve almaya yönelik talebin arttığı bir süreçtir. Tamir ettirmek yerine yenisini almanın daha ucuza geldiği bir zamanda, ilişkiler de emek verilmek, tamir edilmek yerine bitiriliyor. Boşanma sayısının son yıllarda artmasının en önemli sebeplerinden biri de ilişkilerin de her şey gibi çabuk ve hızlı tüketilmesidir.

VI. Eşler arasındaki cinsel sorunlar

Toplumumuzda sıkça karşılaşılan cinsel sorunlar genellikle daha önce, hatta çocukluk döneminde yaşanan problemlerle ilişkili olabildiği gibi, aile içinde cinsel bilgilerin ebeveyn tarafından doğru bir şekilde öğretilmeyip, kulaktan dolma yanlış bilgilerden edinilmesi ve korkutulması ile gelişebilmektedir.

VII. Aile büyükleri ile aynı evde oturma

Kimi evliliklerde bu konu büyük bir sorun haline gelebilir. Kuşkusuz, burada aile büyüklerinin ve eşlerin tutumları oldukça etkilidir. Bu durum aile büyüklerinin çocuklarının hayatlarına fazla müdahale etmesi, aile hayatının çok göz önünde olması gibi sorunlar oluşturabilir ve evliliği daha tam anlamıyla yaşanmadan bitişe sürükleyebilir. Ebeveynden duygusal açıdan sağlıklı ayrılamayan çocuklar, eşlerine ve evliliğe uyum sağlamakta güçlük çekebilirler. Çok yakın oturma, aynı binada oturma gibi durumlar sağlıklı sınırlar koymak açısından kaygan bir zemin oluşturur. Eşler kendi düzenlerini kurmakta ve yürütmekte zorlanırlar. Ülkemizde evliliklerin bitiş nedenleri arasında en sık rastlanan sebeplerden biri de eşlerin aileleri kaynaklı olmaktadır. Senin ailen, benim ailem çatışmaları ve bu konudaki rekabet anlayışı boşanmayla sonuçlanabilmektedir.

VIII. Kadın erkek rollerinin birbirine karışması

Ev içindeki rollerin paylaşımında oluşan değişiklikler eşler arasında sorun oluşturabilir. Kadının çalışma hayatında yoğun olarak yer alması, dışarıdaki hayatın onu daha maskülin bir karaktere sürüklüyor olması problem oluşturmaktadır. Son zamanlarda çalışmayan erkek modelinin de artmasıyla birlikte kadın ve erkeğin aile içindeki rolleri ve duruşları da değişmiştir. Ailedeki rollerin birbirine karışması ya da her iki rolünde kadının üzerinde olması ilişkideki tahammülsüzlüğü ve sorunları artırmaktadır.

IX. Kırsal/kentsel kesimde yaşamanın etkisi

Yapılan araştırmalara göre kırsal kesimlerde boşanma oranı daha düşüktür. Bunun bir nedeni; kırsal kesimde sosyal kontrolün kentlere göre daha fazla olması ve evli çiftlerin davranışlarının daha dikkatle incelenmesi ve birtakım sosyal normların çiğnenmesine karşı daha net tutumlar geliştirilmesidir. İkinci bir nedeni ise; kırsal kesimde yaşayan kadınların, kentsel kesimde yaşayan kadınlara göre ekonomik olarak eşlerine daha bağımlı olmasıdır. Ayrıca köyden kente yapılan göçler de evlilik dengesini olumsuz yönde etkiler ve bu gerilim boşanmalara neden olabilir.

X. Narsistik kişilik yapısı

Bu çağın insanının kişilik yapısındaki değişimler evlilikteki kadın erkek ilişkisine de yansımaktadır. Tüketimin ve modern çağın bir sonucu olarak kişiliklerde de deformasyon oluşmakta, insanlar bencilleşmekte ve benlik algıları farklılaşmaktadır. Narsisizm çağı olarak adlandırılan bu süreçte, karşısındakini görme, empati kurma, değer ve zaman verme, fedakarlık yapma, şefkatli olma gibi kavramlar da önemi yitirmiştir. Bu da evliliklere olumsuz olarak yansımaktadır.

XI. İletişimsizlik

İletişimsizlik, eşler arasındaki uyumun bozulmasına ve çoğu küçük sorunun büyük krizlere dönüşmesine neden olan en önemli etkendir. Başlıca iletişimsizlik problemleri şöyle sıralanabilir:

* Karşıdaki kişiyi iyi dinlememe, ona kendini ifade imkânı tanımama.

* Eşine karşı aşırı müdahaleci, baskıcı ve sınırlayıcı davranma. Eşin her davranışını kontrol etmeye çalışma.

* Çok fazla soru sorma, yersiz şüpheler ve kuruntular.

* Gerçek nedenleri bilmeden, öğrenmeden suçlamalarda ve yargılarda bulunma.

* Her durumda, daha önceden olup geçmiş olumsuz ve üzücü olayları gündeme getirme ve hatırlatma.

* Olayları ve eşin hatalarını abartılı bir şekilde ortaya koyma.

* İlgisizlik, küskünlük ve uzaklaşma ile cezalandırma.

* Surat asma, olumsuz beden dili kullanma.

* Aile mahremiyetini bozma, aile sırlarını yabancılarla paylaşma.

* Sık sık eşin akrabaları ve arkadaşları konusunda suçlamalarda bulunma ve olumsuz ifadeler kullanma.

* Sorumlulukları yerine getirmekten kaçınma.

* Karşı taraftan daha fazla fedakârlık ve tavizler bekleme.

XII. Eşlerin kişilik yapılarının birbirine uymaması

Karşı kutuplar başta birbirini çekse de zamanla aradaki aşkın da eski gücünü yitirmesiyle bu farklar göze batmaya ve bireyleri rahatsız etmeye başlar. Eğer eşler birbirleri için bazı özelliklerinden fedakârlık gösteremezse, denge bozulur ve boşanmalar gerçekleşebilir. Farklı kişilik yapıları zaman içinde uyum sağlayamazsa, iletişim problemleri ve sorunlar yaşanmaktadır. Evlilik değişimi ve esnemeyi gerekli kılar. “Ben buyum, değişemem ya da o değiştirsin kendini” demek problemleri çözmek yerine daha da artırır.

XIII. Aldatma ve sanal ortam aldatmaları

Evlilik sürecinde eşe sadık kalmama olarak adlandırılan aldatma, teknolojinin gelişmesiyle farklı boyutlara ulaşmıştır. Özellikle son yıllarda sanal ortam iletişimleri farklı problemleri beraberinde getirmiştir. Sanal ortamdaki iletişimler, evlilik ve eş bulma sitelerinin kontrolsüzlüğü bu durumu pekiştirmiştir. Televizyondaki yayınlanan program ve dizilerin de evlilik dışı ilişkiyi normalleştirmesi, sürecin toplum tarafından da kanıksanmasına yol açmış, bu durumlar toplumun tepkisizleşmesine yol açmıştır. Özellikle son yıllarda artan sanal ortam aldatmaları, eşe ihanetin bir başka şeklini ortaya çıkarmış oldu ve bu durum boşanmaları beraberinde getirdi.

XIV. Eşlerin birbirine yeteri kadar zaman ayırmaması

Gerek iş, gerek çocuklar, gerek başka nedenlerle birbirine zaman ayıramayan ya da ayırmamayı tercih eden çiftlerin evlilikleri boşanmaya bir adım daha yaklaşmış demektir. Bunun sonucu da iletişimsizlik, kopukluk ortaya çıkar ve eşler arası uyum bozulur. Aradaki sevgiye zaman ayrılmadığı ve beslenmediği zaman ilişkide sorunların çıkması daha kolaylaşmaktadır.

XV. Aşırı kıskançlık

Tuzlu.NET