Bebekle İletişim Anne Karnında Başlıyor

  • 14 Mayıs 2017
  • Bebekle İletişim Anne Karnında Başlıyor için yorumlar kapalı
  • 273 kez görüntülendi.
Bebekle İletişim Anne Karnında Başlıyor
Hamilelik sizi günlük hayatın streslerinden, dünyadaki acılardan, canınızı sıkan insanlardan soyutlamıyor. Bebeğin, sizin duygularınızı hissettiğini bilerek, olumsuz her duyguyu fark ettikçe ona bu duygudan bağımsız olduğunu söyleyebilirsiniz.

Yazı: Mürsel Çavuş/Bebeğimle Elele

Çocukların hayatımızda önemli dönüm noktaları olduğu bir gerçek… Ama bazı ailelerde bu dönüşümler başlangıçta çok daha sarsıcı, sonrasında ise çok daha fazla insanın hayatını olumlu etkileyecek hikayelerle gerçekleşebiliyor. Ebru Demirhan’ın hikayesi de işte bunlardan biri… Bir zamanlar banka çalışanı, bugün ise kuantum koçu ve eğitmen olan Demirhan, Ata Çınar’ın annesi… Dünyaya erken gelmeye karar veren Ata Çınar’ın yaşadığı sağlık sorunları ve tedavisi süreci anne-bebek iletişiminde anneyi yepyeni bir anlayışa, kavrayışa ve hayat hikayesine sürüklüyor ve bundan nur topu gibi bir kitap doğuyor; ‘Bedenin Şifa Kapıları’. İşte anne Ebru ve Ata Çınar’ın 2003 yılında başlayan sıra dışı hikayesi…

Ata Çınar ile nasıl bir süreç yaşadınız?
Ata Çınar beklenden erken doğmasına rağmen kilo ve boy değerleri normaldi fakat hızla yükselen bir sarılık başladı. Sarılıktan sonra iki gün içinde iki kiloya düştü.

Prematüre doğan bebeklerde genellikle sarılık gibi tabloların görülmesi normal kabul ediliyor.
Doğru, haftasına göre nasıl sorunlarla karşılaşılabileceğine dair doktorların tahminleri oluyor. Akciğerde sorun beklenirken karaciğerin daha az çalıştığı ortaya çıktı. Bunun net şekilde ortaya çıkması birkaç ay sürdü. Sarılık hiç azalmadı ve bedeninde küçük küçük yaralar oluşmaya başladı; sanki düşüp çarpmış gibi yaralar… Dördüncü aydan sonra profesörlere gitmeye başladık. Onların söylediklerine göre her şeyi normaldi, destek ilaçlar kullanıyorduk ama gelişimi bir türlü normale dönmüyordu. Aşırı zayıftı, kafa genişliği normalin alt sınırındaydı. Geniz eti büyük olduğu için operasyon yapıldı. Benim için en önemli yönlendirme gene bir profesörden geldi; “Her şey normal ve tıbben bu çocuk için bir şey yapamayız, bence bu çocuk intihar ediyor. Onu seveceksin, ne kadar sevebiliyorsan o kadar seveceksin. Ancak böyle kurtarabilirsin” dedi. Bu ürkütücü bir bilgiydi. ‘Ya bir şey olursa, ya ben onu sevemezsem, yeterli sevmek ne demek?’ gibi birçok konuyu sorguladım.

Aranızda bir problem var mıydı?
Ata Çınar bir süre sakin bir çocukken sonradan öfkesi artmaya başladı. Antalya’dan İstanbul’a geldik, sadece ikimizdik. Geldikten sonraki en büyük arayışım bu durumu şifalandırmaktı. Bilmediğim bir şehirde, bilmediğim bir şeyi arıyordum. Birileri bana alternatif bir yöntem tavsiye etti. Enerjiler, bilinçaltı çözümler gibi bir sürü şey okuyordum. “Annedeki çözüm çocuğu iyileştirir. Çocukta bir sorun varsa asıl sorun annededir” gibi yönelimleri o tarz kitaplarda gördüm. Hep bende bir şey düzelecek, sonra Ata Çınar da düzelecek diye düşündüm.

Tıbben bir çözüm olmadığı söylendikten sonra süreç nasıl gelişti?
Artık Ata Çınar’ı iyileştirmekten ziyade kendimi iyileştirmeye, bendeki hatayı bulmaya çalıştım. Böyle olunca da kuantum teknikleri ile tanıştım. Bu çalışmalara başladığımda o zamanki uygulayıcıya Ata Çınar’ın sağlık sorunlarından bahsetmemiştim. “Ben değişeceğim ve Ata Çınar düzelecek” diyordum. Bireysel çalışmalardan sonra iyi hissetmeye başladım.

Aranızdaki sorun neydi?
Ata Çınar zaman zaman bana karşı öfkeliydi. “Sen bu evden gitsen” gibi cümleler kuruyordu. Kreşten almaya gittiğimde, “Gene mi annem geldi?” diyordu. Bir reddedişi ve itme ihtiyacı vardı. Çalışmalarla birlikte bunlar daha az canımı yakmaya başladı. Karaciğer tam çalışmadığı için bağışıklık sistemi çok zayıftı. Bu nedenle sürekli mikrop kapıyor ve sabaha kadar hastanelerde kalıyorduk. Sonra oğlumu kreşe bırakıp akşama kadar bankada çalışıyordum. Zor süreçlerdi. Bu süreçte daha az ağlamaya, daha az üzülmeye, daha sakin olmaya başladım. Üç ay sonra baktım ki Ata Çınar’da değişim olmuyor, danışmanımı tekrar aradım ve bu kez “Oğlumda sağlık problemi var, aslında bunun peşindeyim” dedim. O da, “Neden daha önce söylemedin, onun üzerine çalışalım” dedi. Gittiğimde bir ‘Aile Draması’ yapıldı. Sanırım bu konuda en çok teşekkür edeceğim insan Alman psikoterapist Bert Hellinger. Zira dizilim ya da dramaları insanlığa açan odur.

Drama size ne öğretti?
Daha önce böyle bir drama çalışmasına katılmayanlar için anlatmak biraz zor olabilir. Çalışmaya katılanlar beni, oğlumu, babasını ve hastalığı temsil ettiler. Dramada Ata Çınar’ın onu istemediğimi düşündüğünü öğrendim. Ben de ona bunun böyle olmadığını anlatmaya çalıştım, bunu neden düşündüğünü de anlamamıştım. Nasıl onu istemediğimi düşünmüş olabilirdi? Onun için çok şey yapmıştım. Drama ilerledikçe bana “Erkek olduğum için çok üzüldün” demeye başladı. Burada da hikayenin orijinali kendisini gösterdi.

Tuzlu.NET